Bir Küçük Esnafın Otobiyografisi

Çeyrek esnaflık yapmak, en iyimser hesapla bile bir milyona yakın insanlar bir şekilde temas kurmuş olmak demektir. Bu kadar insanla karşılaşınca da "Hemen her türlü insanı gördüm" demek çok abartılı olmaz. Yine de bazen biri gelir ve “ama yuh” dersin. İnsan evladı garip olmak konusunda sınır tanımıyor. Aslında Esnaf olmanın eğlencesi de bu. Ha mars misyonunda görev alıp, uzayda yaşam aramışsın, ha esnaf olup yaşamda insan aramışsın.. 

 

Not : Adamın sinirini kibarlaştıramayacağım, küfürlü metin için özür dilerim. 

Devamını okuyun...

 

Babam kanserden öldü. Tıbbi tanı; ( sigaraya bağlı ) akciğer kanseri. Çok sigara içtiği doğru. Akciğer kanseri olduğu da. Şu hayatta en nefret ettiğim şey sigaradır ama Babamın kanseri için hiç bir zaman sigarayı sorumlu tutmadım. 2005, 2004 deki erimenin su yüzüne çıktığı, kötü zamanlardı. Ama Babam iyi bir adamdı. İyi adamların başına iyi şeyler gelir. 

Devamını okuyun...

Hırlı garip bir kelimedir.... Hem "Güvenilir, dürüst, doğru, iyi, uslu." demek, Hem de "Düzenci, hileci, yaramaz, kötü" demek.  Hayatımın en esrarengiz anlarından birini 2000 yılında yaşadım. Belki bir reenkarnasyon sonucuydu ( varsa tabii öyle bir mevzu ) belki de bir tiyatroydu. Yada belki sadece kafamda kurdum, yine de hem gizemli, hem de keyifli dakikalardı.  

Devamını okuyun...

1998 - 2000 yıllarını için sayfa sayfa anı yazabilirim. Gerçekten ilginç ve hayatım için belirleyici günlerdi. Şimdi siz bunu okurken, kısacık bir ara verip, 3-5 saniye düşünseniz. Ne olmak isterdiniz ? Olmak istediğinizi olabildiniz mi? Hayatta gerçekten istediğim her şeye bir şekilde ulaşabildim. Hem olmak istediğimi sandığıma ve hem olduğumu anladığıma ulaşabilecek kadar şanslıydım. 99 yılıydı, Babam bana bir bilgisayar aldı.

Devamını okuyun...

99 yılı silahla korkutulma yılım olsa gerek. Hayatımda iki defa silahla tehdit edildim, ikisi de aynı yıl. İlki önceki mektubumda yazdığım o iğrenç olaydı, şimdi anlatacağım ikincisini biraz hak etmiş olabilirim… Evet, muhtemelen en ilgi çekecek hikayelere, benim de yazmak için sabırsızlandığım aşk hayatım kısmına bu mektupla giriyoruz.

Devamını okuyun...

Esnafın kapısı açık durur, kimin gireceği, girenin ne edeceği belli olmaz. Bu anlamda taksicilikten sonra en zor meslektir sanırım. Bizim kapımızdan da her türlüsü girdi, Bu mektubumda anlatacağım "rezil" gibi, bazıları tekinsiz tiplerdi. İş çıkışı tenhada yakalayanlar oldu, Saldıranlar oldu, Silah gösterip tehdit eden oldu, kafama silah dayayıp tehdit eden bile oldu.... "Rezil" adındaki bu mektup, o kafama silah dayayan rezille ilgili.

Devamını okuyun...

Ben anılarımı dost sohbetlerinde sık sık anlatırım. Demiştim ya; Genelde keyifli anılar oluyor. Öyle olunca da muhabbete neşe katıyor. Bugün yazacağım iki anım en az anlattığım anılar sanırım. Birincisi, neşeli sayılsa da, çok anlatmaya değer bir anı değil, o yüzden çok defa aklıma dahi gelmez, ikincisi ise ağlamadan anlatmayı asla başaramadığım için bu kadar az paylaşabildiğim kısa bir hikaye. Hiç neşeli değil. 

Devamını okuyun...

Esnaflık hayatıma başladığım yer ismini; Bulunduğu konumdan, o zamanlar sokaktan farkı olmayan, Aytaç caddesinden alır. İsim babam için ani bir kararmış ve ruhsatı alırken söyleyi vermiş. Yıllar sonra, bir arkadaşı ile konuşurken; “İlk dükkanımın adını, ilk çocuğumun adıyla aynı, “Kerem” koyacaktım ama sonra birden “Aytaç” çıkıverdi ağzımdan” dediğine tanık oldum..

Devamını okuyun...