014 - En Korktuğum An.

Lise bitince kulağıma bir küpe taktım. Durum bu günlerde olduğu gibi rahat değil. Bir erkek öğrenci liseye küpeyle giderse, öğretmenleri geçtim, öğrenciler bile sıraya geçer döver adamı. Ama lise bitince, özgürdün…. kısmen. Bende küpeyi taktım ama öyle kulağımı deldirecek yürek yok. parmaklarınla hafif ezdirince, kulak memesini sıkıştırıp duran bir halka küpe. Küpelilikte sahte kabadayılık bir nevi. Kabadayılık demişken...Şu hayatta en korktuğum o anı anlatayım size.

 

2000

Bir gündüz vakti. Pinekliyorum bayide. Yol daha yeni genişlemişti yanılmıyorsam. Asfalt değildi. Nadiren araç geçer tozatırdı etrafı. O nadir geçen araçlardan biri durdu. Hafif bir toz bulutunun içinde cillop gibi siyah bir Mercedes. Kapısı açıldı bir adam indi. Yer sallandı hafiften. 3 metre adam 200 kilo…. Ağır adımlarla, hatta neredeyse ağır çekimde dükkana kadar yürüdü. Dükkanın önünde bir çöp konteynırı ve asırlık bir çınar vardı. Çöp konteynırını ısırdı ve tükürdü. Çınarı bir omuz vurdu ikiye bölündü… Hava birden kapandı, şimşekler……

Durum tam böyle değil, ama şuan adamı gözümde canlandırıyorum, nasıl korktuysam artık. dev gibi insan azmanı biri olarak kalmış aklımda. 3 metre olmasa da 190 garanti vardı. Arabadan indi. Dükkana girdi. Bas bariton sesiyle “Ver lan ordan bi uzun malboruu” dedi. “Buyrun” dedim, verdim. Parayı attı tezgaha. Para üstünü veriyorum. Rutin işler. Adam belli sakat bi tip ama sıkıntı çıkacak gibi durmuyordu. 

Para üstünü uzattım. Aldı tam gidecek, nedense yüzüme bir anlığına baktı. O an gözlerini hafif kıstığını gördüm. Hayra alamet bir bakış değildi bu. Uzun geçen bir iki saniyenin sonunda, yine böğürerek; “Ne lan o kulağındaki?” diye bir soru yöneltti. Korku filmlerinde gözlüklünün öldüğü o ilk sahnenin girişi. Sesim biraz içime kaçtı,  “Küpe” dedim. 

“Delik mi lan senin kulaaaan?” dedi. Sesim tamamen içime kaçtı. “Yok abi” dedim, çektim çıkardım hemen. “Sıkıştırmalı, iki yandan şapıyosun….” diye ekledim.

“Bunun yarısı kadar adam, kep takıyorum diye silah dayadı kafama, ben akıllanmadım küpe ile geldim dükkana” diye düşünüyorum o anlarda. Ama o zamandan ders de çıkartmışım,  çıkarttım küpeyi bu sefer silahı görmeden. Gider diye umut ettim. Gitmedi. “Allaaam bi siktir olsun gitsin lütfen” diye hızlıca bi dua da ettim. Yine duruyor karşımda…

“Taksana bana” dedi. Yavru kedi gibi cıvıklamasına benzer bir ses çıkarttım “neyi” dedim. “Benim kulağa olmaz mı o?” dedi… Uzattı kulağını bana doğru. 

Ben hayatta daha çok korktuğum bir an hatırlamam. “Tak” dedi. Yolun sonu. End of the story…

Düşündüm hızlıca.. Takmasam, “Sen kimsin lan benim bir dediğimi ikiletiyorsun, kıracak kafamda odun” Takmaya yeltensem “sen kimsin lan bana küpe takmaya cürret ediyorsun, kıracak kafamla odun.”  Her halükarda beynimin pekmezini 2 dk içinde yerde göreğim.  Dedim takayım. Namım yürüsün. Belki “cesur oğlan” diye düşünür. Arkamdan, “rahmetli yürekliydi” diye anar falan. 

Taktım !

Bi etrafa baktı, bulamadı bir ayna, dışarı çıktı. Tam o anda kapıyı kilitleyip kepengi indirip, anamı arayıp helallik mi istesem… O kadar vaktim var mı ? Arabada  pompalı tüfekle mi döner. Bir güzellik yapıp, yumruklayarak mı döver… 

Arabasına gitti, önce dikiz aynasına bakıp sonra arabadaki birilerine, böğürtü ile kahkaha karışımı bir ses ile seslendi. “Küpeme bak lan görünmüüü!” 

Geri geldiğinde yüzü gülüyordu. küpeyi bana geri verdi. Almadım. ( Alır mıyım ? ) “Abi sende kalsın, hatıra olur!” dedim. “Eyvallaaah” dedi. Arabasına atlayıp geldiği gibi tozu dumana kattı gitti.

Bir süre daha çok kımıldamadan, celladımı beklerim. Bana bir şey yapmadan gittiğine inanamıyordum. O kadar değersiz mi görmüştü beni. Ufak bir Stockholm sendromuna meyl etmişti kuş yüreği gibi atan kalbim….

İki ay sonrasında, bu hikayenin biraz devamı da var aslında, ama anlatırsam uydurduğumu düşüneceksiniz diye yazmadım. Sert ama nevi şahsına münhasır bir adamdı belli ki. Kötü biri olmasını geçin bence iyi bir adamdı. Yine de o gün öyle korktum ki altıma kaçırmamış olmam mucize. 

Not: 5 haftadır yazamadım ama çook işlerim vardı. Haftaya pazar da zor gözüküyor ama sonraki haftalar umarım her pazar  yeni bir yazı ile devam. Sevgiler.

Okunma 25 kez Son değişiklik Pazar, 24 Temmuz 2022 10:05
Ögeyi değerlendirin
(1 Oylayın)

Profesyonel olarak deli. Museum'un Kurucusu ve İş geliştirme sorumlusu. Her pazar yeni bir mektupla esnaflık hayatı üzerinden otobiyografini yayınlayan adam.

INST : Profesyonel1Deli

Yorum yapmak için oturum açın