012 - Feleğin Bile Kıyamadığı Adam.

 

Babam kanserden öldü. Tıbbi tanı; ( sigaraya bağlı ) akciğer kanseri. Çok sigara içtiği doğru. Akciğer kanseri olduğu da. Şu hayatta en nefret ettiğim şey sigaradır ama Babamın kanseri için hiç bir zaman sigarayı sorumlu tutmadım. 2005, 2004 deki erimenin su yüzüne çıktığı, kötü zamanlardı. Ama Babam iyi bir adamdı. İyi adamların başına iyi şeyler gelir. 

 

2004

 

Her şey iyiyken işinizi takip etmelisiniz. Büyük sorunlar, güllük gülistanlık zamanlarda tomurcuklanır. Zor zamanlarda mecburen sarf edilen dikkat, güzel zamanlarda, “mecburiyete” gerek olmadığında önemsenmez. Bu durum ufak bir bakkal içinde geçerli, koca ülkeler içinde. Ticari hayatımdan öğrendiğim altın kurallardan biridir bu, iyi günde işini takip et. Nasıl öğrendim peki?

2004 de başımıza geldi. Aytaç tekel o zaman oldukça iyi işliyordu. Karlılık da şu günlere kıyasla çok yüksekti. Ev sahibi olmak için tam zamanı dedik, girdik ev kredisine. Zorluk çekilmedi ödemelerde. Birde vurduk gözüne. Hepimiz telefonlarımızı yeniledik. Birkaç defa tatillere çıkıldı. Kalem kalem saymaya lüzum yok, rahat harcadık. İşi takip etseydik yine de yeterdi kazandığımız para ama etmiyorduk. Geminin su aldığı bir sürü delik varmış.

Misal, Babam kredi kartlarının en az ödeme tutarı ödendiğinde faiz işlenmediğini sanıyormuş. Ekmek teknemizde, babamın kredi kartı sayısı kadar, kart faizi deliği varmış.  Toptancıların babamın hediye aldığında ne kadar mutlu olduğunu fark etmesi ile birlikte, “abi sana yelek aldık” diye kandırmışlar. 3 liralık ürünü 3.5 liraya kakalamışlar. Eşantiyondan bir sürü delik açılmış. Bazı ödemeleri işlemeyi unutan! toptancılar, aynı siparişin parasını iki defa almak gibi hırsızlıklara, aptallık sürü vermişler. Her veresiye geri gelecek sanmışız, dost kazıkları ile de delikler açılmış, gemimiz çok su almış. Hiç fark etmemişiz.



***

2005

 

1997'den babamın dükkanda geçirdiği son gecesine kadar, yıllar boyunca her akşam hava ne zaman kararırsa, o zamandan kapanışa kadar dükkanı ben beklerdim. Babam, dükkanın asma katında ucacık bir masa kurar, bir iki parça meze, bir iki duble rakı ile dinlenirdi. 

2005 yılında keyifle içtiği rakıyı dertle yudumlar oldu. Teknenin su aldığını anladığımızda, Stoklar eriyip, yok satmaya başladığımızda “nerede bu para? Niye yerine koyamıyoruz satılan ürünü?” diye sormaya başladığımızda  iş işten geçmişti. O keyifsiz zamanlarda Babamın kalan tek keyfi futboldu. Maç zamanları heyecandan unutur derdini, Beşiktaş, Eses veya Milli takımın maçı varsa, hele de kazanmışlarsa belki unuturdu bir süre dertlerini.  

Diğer zamanlarda ise asma katta kurduğu çilingir sofrası başında, yumruğu yanağında, gözleri kapalı içine içine ağlıyordu. 

( Dışa akan göz yaşı şifadır, içe akanı zehir. Derdiniz varsa ağlayın, anlatın. )

Bir de spor bahis oyunu İddaa vardı babamın futbol keyfine paralel. Oynamışsa, gün boyu oynadığı maçların skorlarını takip ederek bir şekilde kafasını dağıtıyordu. Kuponu ne kadar uzun süre yatmazsa o kadar uzun süre girmiyordu matem havasına. 

2005 yılının 12 Ekim’i. Bu gece matem gecesi değil, milli maç gecesi.  Arnavutluk - Türkiye. Babamın heyecanını gözlerinden fışkırıyor adeta. Dünya kupası elemesi değil de Dünya kupası finali sanki. Dayanamadım sordum. Önce totem yaptı sanırım söylemedi, sonra kendi dayanamadı. "Son maç" dedi, "Diğerlerinin hepsi tuttu."

Hesapladık, Türkiye kazanırsa 465 milyon küsür. Asgari o zaman ücret 350 milyon Neredeyse bir buçuk asgari ücret. İlk yarı 0-0 bitti. 

Türkiye bastırıyor ama gol yok. Heyecan, sinir, coşku, küfür. derken 58.dk'da Tümer Metin vurdu, attı, tribüne koşuyor... Bizim 16 metrekare dükkanda koşacak yerimiz yok, hopluyoruz deli gibi. Tümer’den fazla sevindik o gole. 

Kalan dakikalarda başka gol olmadı. Türkiye 1-0 Kazandı ama, Türkiye'nin kazanmasının bize bir faydası olmadı.

Çünkü babam yanlış kodlamış kuponda. 221 olan Türkiye maçı yerine, Kodu 211 olan Bucaspor- Adana Demirspor maçını kodlamış. Buca lider ve evinde oynuyor. Adana Demirspor son sıralarda ve deplasmanda.

Ümitsizce baktık sonuca. Oranı 1.05 olan Türkiye'nin beklenen galibiyeti işe yaramadı ama Oranı 3.70 olan Adana Demirspor'un sürpriz zaferi.... 

Hayatımın en güzel anlarından biriydi sanırım. Babamın mutluluktan ağladığı, Islak gözlerle kahkahalar attığı o an. Bi milyar altı yüz otuz üç milyon lira… Bu dört maaştan bile fazla.

Topu topu iki kere gördüm babamın mutluluktan gözleri dolduğunu, biri buydu. 

Zor günler öyle hemen geçmedi ama muhtemelen, batmaktan o hatayla kurtulduk. Kanseri önlemedi ama, belki bir kaç gün eklemiştir, gülümsemesi ve merhameti ile anılacak, güzel babamın kısa ömrüne. Tabii harika bir de anı, nicelerinin yanına.

 

Sevgilerimle

Kerem ILDAŞ

Okunma 6 kez Son değişiklik Salı, 31 Mayıs 2022 18:21
Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

Profesyonel olarak deli. Museum'un Kurucusu ve İş geliştirme sorumlusu. Her pazar yeni bir mektupla esnaflık hayatı üzerinden otobiyografini yayınlayan adam.

INST : Profesyonel1Deli

Yorum yapmak için oturum açın