011 - Hırlısı da geliyor Hırsızıda

Hırlı garip bir kelimedir.... Hem "Güvenilir, dürüst, doğru, iyi, uslu." demek, Hem de "Düzenci, hileci, yaramaz, kötü" demek.  Hayatımın en esrarengiz anlarından birini 2000 yılında yaşadım. Belki bir reenkarnasyon sonucuydu ( varsa tabii öyle bir mevzu ) belki de bir tiyatroydu. Yada belki sadece kafamda kurdum, yine de hem gizemli, hem de keyifli dakikalardı.  

2000 Sanırım..

Bir adam girdi dükkana. Yırtık pırtık giysileri, paçavraya dönmüş ayakkabılarıyla. Bi bardak su istedi. Koşucuymuş zamanında, hala da koşarmış. “Koşarak geldim” dedi. İnce uzun bir kara sakalı vardı, Oldukça yıpranmış bir takke giymişti kafasına.

Görür görmez, bir tanıdığı görmüş gibi oldum. Verdim suyu, birkaç yudumda aldı. Sonra biraz geriye doğru esnedi, İri, kara gözleriyle yüzüme baktı; “Artık eskisi gibi koşamıyorum, yoruluyorum” dedi. Birkaç yudum daha aldı ve suyu bitirip teşekkür etti. Çıkmak için kapıya vardığında son bir nefeslenmek için duraksadı. Belli ki koşarak devam edecekti yoluna. Dikkatle izliyordum adamı, bir yerden tanıdık geliyor ama çıkaramıyorum. Bir eli göğsüne koydu, diğer eliyle sakalını sıvazlarken, tekrar esnedi geriye doğru, ve sonra hafifçe öne eğildi. “Vıy vıy vıy vıyyyy” diye bir iç çekti, sonra yoluna gitti.

 

Belki bir tiyatroydu. Yine de size Karagözü gördüğüme  yemin edebilirim.

 

***

 

Hakkında kitap yazsan yazılır, Dizisi çeksen çekili bir Eniştem vardı benim. Mangal yürekli has kabadayı. Şu dizilerde gördüklerinizden fazlası var eksiği yok.  Racon bilir, racon keser, yol yordam bilir. İt kopuğu da bilir, it kopuğun taktiklerini de. O öğretmişti bir hile. “Dikkatli ol” demişti; "Tırnakçı derler buna, anlamazsın bile soyulduğunu. " diye de eklemişti.

Gel zaman git zaman bir tırnakçıya da denk geldim. Bir kadın. yanında fıldır fıldır 5-6 yaşında çıplak ayaklı bir çocuk. Geldikleri an anladım, kılık kıyafetlerinden hal ve hareketlerine kadar olağan şüpheliler. Çocuk, bir o tezgaha gidip bir şey kapıyor, bir bu tezgaha gidip bir şey kapıyor, Kadın bir yandan alışveriş yapmaya çalışıyor, diğer bir yandan da “oğlum bi dur” diye çocuğunu zapt etmeye uğraşıyor. Bunlar gerçek tiyatro. Ben oldukça dikkatliyim, Gözüm çocukta, ama annesiyle de göz temasımı da koruyorum. Ceplerine bir şey atmalarına izin vermeyeceğim.

Hengame sürerken, bir yandan da alacağı 2 parça şeyi alabilen Kadın, aldığı şeyleri ödemek için para uzattı. Parayı, gözümü kadından ayırmadan kontrol ettim, Sahte olabilirdi. Para üstünü de yine hızlıca ve gözümü şüphelilerden asla ayırmadan verdim. Bugün o gün değil, beni çarpamayacaksınız. 

İlüzyonun altın kuralı şudur. “Ne yap, ne et izleyiciye başka bir yere baktır”  Bende aslında tam kadının istediği şeyi yapıyor, içimden de “kandıramadı beni” diye böbürleniyormuşum. Kadın para üstünü eline aldı, daha eli havadayken, "Bozuk var oradan vereyim." diye geri verdi paraları. Sonra bozuk paralar ile aldığını ödedi ve gitti.  

Derin bir oh çektim. “Hiç bir şey çalamadılar.” diye seviniyordum. Sonra aklıma Eniştemin uyarısı geldi. “Dikkatli ol! "Tırnakçı derler buna, anlamazsın bile soyulduğunu!" Hemen paraları saydım ama çok geçti. Para üstünün bir kısmını tırnaklanmıştı. Evet soyuldum ve anlamadım bile.

Tam olarak öyle oluyor, Para destesi gözünüzün önündeyken, Destenin altında kalan paralardan bir kısmını serçe ve yüzük parmakları ile, desteden çıkartıyorlar. Sizde verdiğiniz ve gözünüzün önünden hiç ayrılmamış parayı yeniden sayma gereği hissetmediğiniz için kasaya geri koyuyorsunuz. Çoğu zaman soyulduğunuzu bile asla anlamıyorsunuz. 

Bu olaydan birkaç ay sonra bu sefer başka bir tırnakçıya denk geldim. Bu sefer kılığı kıyafetiyle şüpheli de gözükmüyordu. Kim bilir şimdiye kadar kaç tırnak yemiştim böyle tiplerden. Bir musibet bin nasihatın öğretmediğini öğretir. 

Bir sigara istedi, o zamanın en büyük parası 100 lira. Uzattı parayı, aldım. attım kasaya. Yine para üstünü verir vermez, bozuk para verme bahanesiyle para üstünü geri uzattı. "Bozuk varmış aslında lazım olur sana!" Şüphelenmesem de adamdan, aldığım dersten edindiğim prensiple, aldığım para üstünü kasaya koymadan saydım. Sonra kasanın oradan çıktım, adamın yanına nazikçe gidip kolunu sertçe tuttum... "Biraz şuraya gelir misin?"

Çektim tezgahın arkasına; "Bu paradan 20 lira nasıl eksildi?" diye sordum sert bir ses tonuyla. İnkar bile etmedi, verdi 20 lirayı geri. Git dedim daha da gelme. 5'dk sonra yeniden geldi. 100 lirası kalmış... Hatta ertesi gün bile geldi yüzsüz yüzsüz. "Abi, dün, 100 lira..."

Neyse... Eğer sadece iki defa tırnak yemişsem şimdiye kadar, genel toplamda kârlıyım. Yine de kim bilir kimler nasıl soydular da fark bile etmedim.

 

Kıssadan hisse;  Parayı sayın. Yerden bulsanız da, sizin elinizden çıkmış olsa da. 

 

Sevgilerimler

Kerem ILDAŞ

Okunma 6 kez Son değişiklik Çarşamba, 25 Mayıs 2022 21:41
Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

Profesyonel olarak deli. Museum'un Kurucusu ve İş geliştirme sorumlusu. Her pazar yeni bir mektupla esnaflık hayatı üzerinden otobiyografini yayınlayan adam.

INST : Profesyonel1Deli

Yorum yapmak için oturum açın