Çeyrek esnaflık yapmak, en iyimser hesapla bile bir milyona yakın insanlar bir şekilde temas kurmuş olmak demektir. Bu kadar insanla karşılaşınca da "Hemen her türlü insanı gördüm" demek çok abartılı olmaz. Yine de bazen biri gelir ve “ama yuh” dersin. İnsan evladı garip olmak konusunda sınır tanımıyor. Aslında Esnaf olmanın eğlencesi de bu. Ha mars misyonunda görev alıp, uzayda yaşam aramışsın, ha esnaf olup yaşamda insan aramışsın.. 

 

Not : Adamın sinirini kibarlaştıramayacağım, küfürlü metin için özür dilerim. 

Devamını okuyun...

 

Babam kanserden öldü. Tıbbi tanı; ( sigaraya bağlı ) akciğer kanseri. Çok sigara içtiği doğru. Akciğer kanseri olduğu da. Şu hayatta en nefret ettiğim şey sigaradır ama Babamın kanseri için hiç bir zaman sigarayı sorumlu tutmadım. 2005, 2004 deki erimenin su yüzüne çıktığı, kötü zamanlardı. Ama Babam iyi bir adamdı. İyi adamların başına iyi şeyler gelir. 

Devamını okuyun...

Hırlı garip bir kelimedir.... Hem "Güvenilir, dürüst, doğru, iyi, uslu." demek, Hem de "Düzenci, hileci, yaramaz, kötü" demek.  Hayatımın en esrarengiz anlarından birini 2000 yılında yaşadım. Belki bir reenkarnasyon sonucuydu ( varsa tabii öyle bir mevzu ) belki de bir tiyatroydu. Yada belki sadece kafamda kurdum, yine de hem gizemli, hem de keyifli dakikalardı.  

Devamını okuyun...

Bir  sanat  yapıtının iyi veya kötü olduğuna kim karar verir? Sanatçı mı, küratör mü, sanat eleştirmeni mi,  koleksiyoner mi, bütünüyle sanat sistemi mi, sanat piyasası mı, kamuoyu mu?

Geçenlerde en az yemek içmek kadar günlük ihtiyaçlarımız(?) arasında yer edinmiş olan internette gezinme alışkanlığımı gerçekleştirirken denk geldim bu soruya. Altında bir sürü cevap. En çokta “Ben karar veririm.” Cevabı. Düşünmeye başladım. Bir yapıtı, hemen sanat yapıtı olarak sayabilir miyiz?

Devamını okuyun...